Portekiz'e Ayak Basıyorum


 Herkese Merhaba, 

    Ben Bahri Erkam YAYLAMAZ, kısaca BEY diyebilirsiniz 😂. Bu yayınımda sizlere Portekiz'e adım attıktan sonra yaşadığım olayları anlatmaya çalışacağım. Umarım okurken hem eğlenir hem de yararlı bilgiler edinebilirsiniz. 

    Öncelikle kısaca yolculuğumdan bahsetmek isterim size. Belki biraz uzun olabilir, umarım sıkılmazsınız. 9 Ağustos günü güneş doğduktan kısa bir süre sonra ilk uçağım vardı. Bu uçak beni Kayseri'den İstanbul'a çok kısa bir sürede götüreceğe benziyordu, sanki ışınlanacak gibi ama biraz uzun süreli ışınlanma. Ailemden havalimanın dış hatlarında ayrıldık, babam benime içeri geldi. Eğer kilo sınırını aşarsam ve görevliler sorun olacağını söylerse hemen bir iki şeyi ona verebilirdim. Ama 1.5-2 kiloluk daha yerim varmış ama yine de riske atmak istemedim. Uçak zamanında kalkmadı maaesef çünkü havalimanında her türden çalışan eksikliği vardı. Anca uçak kalkış saatinde uçağın kapıları açıldı ve yerimize geçtik. Sonra kısa bir bekleyişin ardından gökyüzüne ulaşabildim, uçmak gerçekten özgürlüktü. 

    Daha sonra ara ara sallantılardan sonra sonunda İstanbul'a vardık. Havalimanı bildiğiniz Yozgat kadar büyüktü. Yürüyerek gitmeniz neredeyse imkansıza yakındı, bu yüzden otobüsler sizi bekliyor, ama koltuk sayıları oldukça azdı, insanların büyük valizleri olmamasına rağmen anlam veremedim buna. Kısa bir süre sonra kapılara ulaştık ve aktarma yapacağım için aktarma bölgesine doğru ilerledim. Daha sonra ilk bahçe yurtdışı harç pulu almanız gerekiyor(orada makineleri var). Daha sonrasında ise labirent gibi bir sistemden sıra beklemeye başlıyorsunuz. 5-6-7-8-10-15 tane banko var işlem yapan, bazıları aktif olarak çalışıyordu bazıları ise pasifti. Şansıma yanlış strateji uygulayarak baya sıra bekledim, gözünüz açık olsun, boşta yer görürseniz koşunnnn. Ve sorunsuz bir şekilde pasaport kontrolden geçtim ve hemen arkada bulunan dedektörlerden de geçmem gerekti, bot giydiğim için botumu çıkarttırdılar. Galoş giyerek oradan geçtim, bilgisayarınız varsa onu da ayrı kutuya koyup göndermeniz gerekiyor ve daha sonra kontrol için açmanız isteniyor. Gerçek olup olmadığını anlamaları şart. Bu işlemlerden sonra uzun bir yürüyüş beni bekliyordu, uçuş kapıları gerçekten çok uzaktaydı. Bunun için bir servis yapılmaı bence, aktarma sürem olmasına rağmen kapıya vardıktan beş on dakika içinde uçağa giriş yaptık. Lavabo ihtiyacınız için filan süre sıkıntılı yani. Bekleme alanına girerken birisi biletinize bakıyor, sonrasında ise uçağa girişte asıl kontrol işlemi gerçekleşiyor. Ve sonunda uçaktayım. Uçağın kalkması yine uzun sürdü, ama sonunda sorunsuz bir şekilde binmiştim ve hazırdım her şeye. Nihayetinde ise uçak hareket etmeye başladı, bütün pisti dolaştıktan sonra ani bir hızlanışla gökyüzüne doğru yol aldık.

    Normalde yanım boş olması gerekiyordu, ama bir tane restorant sahibi Türk abi oturdu yanımda. Lizbon'da pizzacı ve dönercisi varmış, bana öyle söyledi daha gidip ziyaret edemedim. Ama en kısa sürede Lizbon'a gitmek için can atıyorum. Arada sohbet ettik, genelde ise filmlerimizi izledik, THY gerçekten iyi biliyor işini. Aaaa bir de yemek vardı, ben işaretlememiştim ama bilet fiyatına dahilmiş. Yemeği pek sevmedim ama patlıcan musakka gibi bir şey vardı bir de makarna ama patlıcandan önce köfte gibi bir şey diyorlardı. Ben de direkt köfte gelir sandım ama patlıcanın için biraz kıyma koymuşlar oymuş yemek. Yanında pilav, tatlı, içecek, ekmek, tereyağı ve bir kaç garip şey vardı(tam hatırlamıyorum ondan garip dedim). İçecek alırken bir iki tane seçebilirsiniz, yanımdaki abi bir içki bir de kola almıştı çünkü. Ohhh yemeğimizi de yedik, şimdi sırada film keyfi. Baya güze bir tablet sistemi var bu arada çok beğendim ben.

    Sonunda Lizbon'a geldik. İlk başta, uçağın yanaşmasını bekledik sonra sırasıyla inmeye başladık, tabi insanlar(!) izin verdiği sürece, öndekini beklerken homurdanan insanlar gördüm,duydum,neyse. Uçaktan inip kapıya yürüdük, levhaları takip etmeye başladım. İlk başta, pasaport kontrol kısmına geldim ve neden geldiğimi ve benzeri sorular sordular. Negatif PCR testimi ve kabu mektubumu uzattım ama biraz uzun sürdü işlemim çünkü vize görüşmesinde çektikleri kalitesiz, çöp gibi fotoda çok karanlık çıkmış yüzüm bu sebepten ötürü biraz bekledim boş yere. Neyse ki sonunda hallettim ve bagajımı almak için arka tarafa doğru ilerledim, valizlerim çoktan gelmiş, dönüp duruyorlardı 😂. Valizlerimi alıp çıkışa doğru ilerledim, otobüs istasyonuna(Oriente) gitmek için metroya binmem gerekiyordu. Havalimanı çıkışında hemen sağ tarafa dönerek metro istasyonuna indim, orada bilet almak için makineler vardı. 50 Cent kart için 1.5 Euro da bilet için para ödedikten sonra sonunda metroya binebildim. 

    Kısa bir yolculuktan sonra (2-3 durak) Oriente metro istasyonuna vardık. Burada hem tren garı hem de otobüs terminali bulunuyor, aslında yürüyerek de gelinebilir ama hem vakit kaybetmek istemedim hem de çok eşyam vardı. Metro istasyonundan çıkarak otobüs duraklarının oraya geldim, bazı yerlerinde wi-fi var ama bağlanmakta sorun yaşadım. Bilet gişelerinden bilet sormaya başladım, bir tanesine sordum 20 Euro dedi Portimao'ya gitmek için ama baya geçti otobüsün kalkışı ve varışı. Bir kaç yer daha gezdim ama en uygunu o diye onu tercih ettim. Ama internet üzerinden Biletall gibi uygulamalar var burada onlar üzerinden online bir şekilde hemen halledebilirsiniz.  Biletimi aldım ve bir kaç saat beklemem gerekti, bilet gişesinde wi-fi vardı ama bağlantı çok zayıftı. İkide bir beni internetten atıyordu ama yine de hiç yoktan iyidir, beni karşılayacak arkadaşlara haber ettim.

    Akşam 11 gibi Portimao'ya ulaştım. İlk başta Türk evi var gönüllülerin olduğu oraya geçtik bir şeyer atıştırdık. Daha sorna gece yarısı kendi evimize geçtik biraz yerleşip duş alıp hemen yattım. Çok yorgundum çünkü. Çok yakında ilk hafta başıma gelenleri de yayınlayacağım. 


Ama aklımda hep birkaç soru vardı : Neden gelmiştim buraya ve ne yapacaktım burada tek başıma.

    


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lizbon'u da Gezmedik Demeyiz Artık

Portekiz'de İlk Hafta Hayatta Kalabildim (İlk 2 günüm)